Skip to content

Bayram şekeri 21,3 km

Selam! 🙂 Bayram, tatil..vs bitti, gene burda buluştuk. Ben tatil sırasında daha az spor yapmış ve daha çok yemiş olabilirim ancak hayatımda ilk kez bir şeyi yaptım ve ilk yarı maraton mesafem olan 21,3 km yi devirdim!! :))

Şimdiye kadar en uzun mesafem olan bu koşunun detaylarını burada paylaşmamak düşünülemez olduğundan lafı çok dolandırmadan konuya giriyorum.

Bayramın birinci gününe gidiyoruz. Biz sabah 8-8:30 gibi uyandık, salona gecip, akşam seyretmeye başlayıp bitiremediğimiz “Yedi” filminin devamını izledik. Seyretmediğimizden değil ama ikimizde o filmi uzun süredir seyretmemiş olduğumuzdan ve sevdiğimizden tekrar izledik. Sonunu bilmemize rağmen, yine bitince üzerine konuştuk, konuştuk. Saat 10:00’a doğru Spenny benim daha önce koştuğum Eminönü parkurunu koşmayı teklif etti.  Ben de dönüşte Unter Karaköy’de kahvaltı ederiz dedim ve kabul ettim. Aslında o yolu normal zamanda o saatte koşmam ama bayram olduğu için kalabalığın çok sorun olmayacağını düşündüm.

Evden çıktık, Maçka Parkı’nın dışından Dolmabahçe’den Karaköy yönüne koşmaya başladık. Kabataş biraz kalabalıktı, tempoyu biraz düşürdük, Karaköy’ün içinden  koşup Galata Köprüsü’ne ulaştık. Mesafe yaklaşık 5km falandı. Yol boyunca gördüğümüz her 10 kişiden 9’u turistti,  ben de İstanbul’un tadını çıkartmak için bayramdan daha iyi bir zaman düşünemiyorum.

Köprüde balık tutanlar çoktan yerini almıştı. Eminönü’ü geçip, Harem İskelesine gelene kadar yine kalabalıktı, tempo yine düştü. Sarayburnu’undan itibaren her şey çok daha güzeldi. Güneş deniz üzerinde parıldıyor, yine turistler sahilde yürüyor ve biz koşuyorduk. Ben o yönde 10km gidip geri dönmemizi teklif ettim, kabul edildi. O gün için ben içimden15km falan gibi bir mesafe koşarız heralde diye düşünmüştüm. Cankurtaran’ı falan geçtik, Kumkapı Balık Pazarı’ında balık için birbiri ile kavga eden martıların ve keskin kokuların arasından ilerledik. Pazarın sonunda baktım mesafe 10km yi biraz geçmiş. Hadi dedim, dönme vakti.

Yolun karşısına geçip, tamamen deniz, görerek koşabileceğimiz yere kadar karşı kaldırımda koştuk. 10km’den sonra ben Spenny’e bacaklarım yorulmaya başladı, ben nasıl yarı maraton koşacağım dedim. Neyseki Karaköy yakındı, kendime hedefler belirleyip, onlara vardıkça sevindim. Zaten hissettiğim yorgunluk da belirli bir süre sonra azaldı. Sarayburnu, Harem İskelesi arasında biraz yokuş tırmandık, Eminönü kalabalığını atlattık ve Karaköy Unter’e vardık. Buraya kadar yaklaşık 16,4 km falandı mesafe. Unter tabi bayram sebebiyle kapı duvar, baktık diğer kafelerde de durum farklı değil, Spenny dedi o zaman eve koşuyoruz. Ben kem küm nasıl falan derken, durmadan devam ettik. Oradan eve yaklaşık 4km falan, dedim o zaman oldu olacak 21km koşalım, bakalım nasıl sonuçlanacak. İlk 21 km koşma düşüncesinin mutluluğu, itici güç oldu, suratıma sırıtan bir ifade, bacaklarıma bir enerji geldi 🙂 Yine bir Kabataş kalabalığı, hatta bir deli bir adam tarafından durup dururken nerdeyse tokatlanma macerasını atlatıp, Maçka Parkı’na vardık. Baktık direkt eve koşsak mesafe tamamlanmayacak, parkta biraz tur attık. Ben ara ara bacaklarımla konuşmaya başladım, hadi yapabilirsiniz, güçlüsünüz :)) Sonra parktan çıkıp, aşağı İTU’nün oraya kadar koşup, Teşvikiye Caddesi’inden yukarı çıkmaya başladık. Doğrusu bacakların yan taraflarında hisedilen yorgunluk emareleriyle yokuş çıkmak çok iyi bir fikir değildi ancak daha sonra bundan daha zorlu parkurlarda koşma ihtimaline karşı da bir hazırlık olacaktı. Baktım mesafe yavaş yavaş 21km ‘ye yaklaşıyor ve Yargıcı’nın oradaki ışıklara yakın bir yerlerde 21 km oldu ve ben bir sevinç çığlığı attım. Koşabilir miyim, yapabilir miyim, soruları daha önce kafamda binbir kere dönmüşken, ben evden kahvaltıya diye çıkıp, yarı maraton mesafesi koşmuştum. Ne kadar sevindiğimi, kendimle ne kadar gurur duyduğumu bilmem söylememe gerek var mı? 🙂 3 Kasım’da

Urfa’da yarı maraton

koşmalı mıyım sorusunun cevabı da,  böylece alınmış oldu. Bu postu bitirince 10 km olarak yaptırdığım kaydımın, 21 km olarak değiştirilmesi için gereken maili atacağım.

Koştıktan sonra evet bacaklarım yorgundu ancak o yorgunluk çok az bir antrenmanla geçen sene Avrasya Maratonu’nun 15 km lik bölümünde koştuğum zamandan sonraki yorgunlukla karşılaştırılamayacak kadar hafifti. Hatırlıyorum da o koşudan sonra, ertesi gün falan yürüyecek durumda değildim ama bayramın 2. günü belki 21 olmasa da yine koşabilecek duruma gelmiştim. Düzenli koşmak kesinlikle işe yaramıştı.

Yazımı bitirmeden konunun bir de zihinsel bölümüne değinmek istiyorum. O gün eğer 21 km koşacağız diye çıksaydık acaba sonuç aynı olur muydu, ben bu kadar rahat olur muydum emin değilim. Kahvaltıya diye çıkıp plansız bir 21 km koşmak, planlı bir 21 km den daha stressiz oldu kesinlikle. Bu deneyimden sonra diğer koşu ve engellere de aynı rahat bakış açısıyla yaklaşmak gerek diye düşünüyorum.

Şimdi hepimiz bayramda olanları bir kenara bırakıp, silkinelim. Yeni hafta ve yeni fırsatlar kapımızda, onları en iyi şekilde değerlendirmeye bakalım.

Herkese iyi haftalar! 🙂

Tişört ve tayt: Nike Running

Yelek: Adidas Clima proof

Ayakkabı: Asics Gel Kayano 19

Şapka: Stella McCartney x Adidas

Telefon aparatı: Kalenji

Be First to Comment

  1. elf elf

    İşte beklediğim yazi 😉

  2. Adsız Adsız

    tebrikler harika bir sonuç bence -ki dahada iyisini yapacağına ben burdan inanıyorum 🙂 ! spontane gelişen plansız programsız koşular yürüyüşler her zaman insanı daha farklı motive ediyor, yaptıkça ilerledikçe planda yokken bu rakamları görmek insanı müthiş motive ediyor. Bayramda bende kontrolü elden bırakmayan taraftaydım sabah çok erken uyanıp beslenmeme olduğumdan daha fazla dikkat edip spor yaparak sanırım en fit bayramımı geçirdim. şimdi senin bu başarını görünce daha da çok motivasyon oldu, senin adına da ayrıca çok sevindim çünkü ne kadar çok istediğini biliyordum :)tekrar tebrikler daha uzun koşulara inşallah 🙂 🙂

  3. Adsız Adsız

    Tebrik ederim 🙂
    Ben bile okurken mutlu oldum başardığınız için, sizinkini tahmin edemiyorum..Epey uzun zamandır blogunuzu takip ediyorum, gerçekten çok ilham verici bir anlatımınız ve tarzınız var, bunun için ayrıca teşekkür ederim. Ben de uzun bayram tatili sonrası büyük kararlar alanlardanım umarım Pazartesi alınıp Salı tarih olan kararlardan olmaz bunlar.. Sabah çok erken işe geldiğim için spor yapmam çok zor ama bugünkü beslenme programımdan şaşmadım ve akşam sporumu yapacağım kısmetse 🙂 Sevgiler Aslı

  4. dilayra dilayra

    Sevgili Zencefit,
    kendinle tabi ki gurur duymalısın. Harika bir iş çıkarmışsın çok tebrik ederim. Bakalım ben ne zaman plansız bir 21K koşabileceğim 🙂 Benim henüz en uzun mesafem 11K. İlk 15K'mı Avrasya'da koşmadan önce yakın zamanda ben de bir 15K denemeliyim. Ne dersin? Urfa'da bol şans, keyifli bir yarış dilerim..

  5. Aslparlak Aslparlak

    Harikasınız

  6. tuç tuç

    Twitterda gördükten sonra blogda merakla beklediğim yazıydı bu! 🙂

    Harika bir sonuç, tebrik ederim. Şu an olduğum noktadan bakınca çok uzak görünüyor ancak bu sayıları göreceğim günleri umuyorum.

    Pazartesi günü ilk adımımı attım, postu okuyunca yine motive oldum! Yarın ikinci adımımı planlıyorum!

  7. ZenceFit ZenceFit

    Elf: Beklediğine değmiştir umarım, teşekkürler 🙂
    Adsız:Ben bayramda çok kontrollüydüm diyemeyeceğim ama sporu da bırakmadım 🙂 Seni de tebrik ederim, tatil zamanları bu tarz bir motivasyon zor olabiliyor ama sen başarmışsın 🙂 . Çok teşekkürler :))
    Aslı: Çok teşekkürler :)) Nasıl gidiyor bayramdan sonra durumlar?

    Dilayra: Çok teşekkürler 🙂 Evet hazırlık olması için 15 veya belki 12-13 kesin denemelisin. Bana Yonca Tokbaş 21 k koşmadan önce 21 koşma demişti, 18 k falan koş, koşu daha heyecanlı olsun demişti ama ben gördüğün üzere kendimi tutamadım, belki sen tavsiyesine uyarsın :))
    Aslparlak: Deniyorum, çok teşekkürler :))

    Tuç: Kafaya koyup, çalıştıktan sonra inan yapılamayacak şey yok. Nasıl gidiyor? Teşekkürler 🙂

Leave a Reply to dilayra Cancel reply

Your email address will not be published.