Skip to content

35. Vodafone İstanbul Maratonu

Saatler 5:45 ayarlanmıştı pazar günü. Spenny’nin saat 5:20 gibi kalktığını duydum. Siyatik ağrısı sebebiyle foam roller ve golf topunu kullanarak stretching yapmak istiyordu. Bense son 25 dk.mı, yatakta geçirmeye karar verdim. Saat caldı. Büyük bir bardak su içtim, su ısıtıcısının düğmesine bastım. Bir kaç dakika foam roller ile stretching yaptım. Kahve, pişmiş yulaf, muz ve çiğ kuruyemiş ve kurumeyvelerle bir kahvaltı ettim. Hava serin olacaktı ancak kalın giyinmenin de anlamı yoktu. Tercihimi uzun tayt, dri fit uzun kollu üst, üzerine tabi ki gönüllüsü olduğum Adım Adım tişörtü giymekten yana kullandım. Spenny hava soğuk olduğundan en azından koşu sonrası üzerimizi değiştirebilme ihtimalimize karşı çanta götürmemiz fikrini öne sürdü. Ben daha önce böyle bir sistemi kullanmadığım için, nasıl işleyeceği konusuna süpheli yaklaşsam da, çalınma ihtimaline karşı, çalınmasına üzülmeyeceğim bir yağmurluğu üzerime geçirdim.

Dışarı çıktığımızda biraz da ısınmak için metro durağına kadar hafif koştuk. Çantayı ben hazırlamadığım için, kulaklığımı almadığımızı farkettik ve play list bile hazırlamış biri olarak buna biraz bozuldum.  Demokrasilerde çareler tükenmez diyerek, karşıdan koşacak bir arkadasımın evden çıkmadığını umarak, ondan ekstra kulaklık getirmesini rica ettik. Benim için bir an bir ışık belirdi :). Kızlarla Taksim’e gitmek için metroya bindiğimizde, yolcuların çogunun koşuya katılacaklardan oluştuğunu görmek çok güzeldi. Sitede köprüye gidecek otobüslerin AKM önünden kalkacağı yazıyordu ancak herkes sıraya girip beklerken, birisi gelip niye burada bekliyorsunuz ki otobusler aşağıdan kalkıyor dedi. Ceylan Intercontinental otelinin oraya kadar yürüyüp, bir tanesine bindik. Uzun süredir metro dışında pek toplu taşıma kullanmayan bizler için, otobüs iyi bir İstanbul deneyimi oldu 🙂 .

Köprüye vardığımızda ilk olarak yanımızdaki cantayı bırakmak istedik.  Otobüsler kmlere göre ve kapılarında gögüs numaralarınıza göre ayrılmışlardı. Fazlalıkları çantaya bırakıp, yerimize geri döndük. Arkadaşlarımızın bir kısmı tuvaletleri kullandı, ben onlar döndükten sonra koşuya yakın gitmek istedim.  İstemez olaydım! Binlerce kişiye sadece yaklaşık 10 wc konulmuş, Wclerin önündeki kuyruklar, otobüs yoluna taşmış, otobüsler insanların sırtlarına dokunarak geçiyor. Sıralar ilerlemiyor, koşu yaklaşıyor. Sırada bazı maratoncular var, emanet bırakılan otobüsler 08:40 ta alandan ayrılacak, çanta bırakmak ve wcyi kullanmak arasında zor bir seçim onları bekliyor. Ne olurdu suraya biraz fazla wc koysanız, belli ki en fazla buna ihtiyaç var.

Ben sonunda işimi halledip, arkadaşlarımın yanına dönüyorum. Ne etrafıma bakabiliyorum, ne doğru dürüst foto çekebiliyorum, yaklaşık 40 dakikamı bir sırada harcayıp bitiriyorum. Moralim biraz bozuluyor ama en azından bana bir kulaklık geliyor. Belediye Başkanı’nın konuşması Gezi sloganları ile bölünüyor, kimse haklı olarak bunları dinlemek istemiyor.

Neyse, hazırız artık, çıkışlar yavaş yavaş başlıyor.  Üşüyorum ve koşu sırasında ısınacağımı umuyorum. Hava güneşli ama serin, koşmak için uygun olsa da, bir kac derece daha sıcak olmasının kimseye zararı dokunmazdı.;)  Spenny’de kendi hızında koşacak, herkes birbirine iyi şanslar diliyor. Köprüde duranlar, foto çekenler, ters yönden gelen koşucu olmayanlar ( Sahi  neden çıkışlar bitmeden köprüye bu insanlar alınıyor?? ). Ben geçen sene foto çektirdiğim için bu sene bununla ilgilenmiyorum, bir de telefon için kolluk kullanınca onun çıkarılıp, takılması ile  uğraşmak istemiyorum. Köprü yaklaşık 2 km ve biraz önce saydığım sebepler ve önümüzdeki binlerce insan yüzünden hızımda koşmak imkansız.  Durum böyle olunca ben 1. km yi 6:38 de bitiriyorum, ilk 4 km bana bayağı bir zaman kaybettiriyor. 5. km den sonra hızlanma imkanı buluyorum. İlk su istasyonundan su alıp, bir kaç yudumdan sonra Dolmabahçe civarında suyu atıyorum. O yolda koşmayı seviyorum ama Kabataş’a doğru yol yine daraldığı için yavaşlıyoruz.  Koşucular o kadar çeşitli ki. Avrupa şehirlerinden, Japonya’dan gelenler var, tecrübelisi,  çaylağı, kadını, genci, irisi, uzunu, benim gibi sivil toplum örgütleri için , bir amaç için koşanı… Bir ara pembe uzun saçları ve arasından görünen kulaklarıyla bir peruk giymiş kadın koşucuya parmağımla beğendim işareti yapıyorum, o da gülüyor.  İnsanlara bakarken 7 km nin nasıl geçtiğini bile anlamıyorum, hızımı buluyorum ve artık üşümüyorum 🙂 .

Galata Köprüsü’nden Balat’a doğru kıvrılırken iki tatlı köpek görüyorum 200201 ve 200202 numaralı, onlar da kalabalıkla beraber koşuyorlar, sanırım ben onları geçen sene de görmüştüm. Haliç kıyısında koşarken rüzgar yine sert esiyor, beraber koştuğumuz arkadaşımı da artık görmüyorum. Yarışın başındaki hafif  rahatsız halimden artık eser yok. Karşı yönden dönenleri görüyorum, dönüş yakın olmalı diyorum ancak düşündüğüm gibi olmuyor. Daha önceki su istasyonlarını atlamıştım ancak 12,5km de su istasyonuna yöneliyorum, su  son kmlerde beni canlandırsın diye yine bir kaç yudum alıyorum. Yaklaşık 13. km de dönüyoruz, ne kaldı ki diyorum ve hızlanıyorum. Karşı yönde Yonca Tokbaş bana el sallıyor, ben de ona gülerek el sallıyorum. Kırmızı rujuyla gene  rahat ve enerjik görünüyor, maraton koştuğu için onun gidecek çok yolu var. İyi koşular Yonca!

14. kilometremde hızım 4:59 a ulaşıyor, bitişi görüyorum ve kalp atışım 175 lerde bitiriyorum. Tam finishİ geçince Norveçli bir amca foto çektirmek için durunca bana carpıyor, sonra benim yanıma gelip defalarca özür diliyor, sorun değil diyorum. 🙂 Spenny finishte beni bekliyor, yaşlı amca ile de fotograf çektiriyorum.  Yine plastik torbalara konulmuş kumanya ve madalyaları alıyoruz. O ne içinde su yok ve almak için de hiç bir yer görmüyorum 🙁 .

Urfa’daki hızıma göre bitirme süremi yaklaşık 1:22 gibi hesaplamıştım, bitişte saatim 1:23 küsürü gösterse de bundan az çıkacağını biliyorum. Sertifikamı almaya çalışmak, yine upuzun sırayla çok zor görünüyor. Kızlar geliyor, onlarla bitirişimizi kutluyoruz sarjlar bitiyor, foto çekmeye bile fırsat kalmıyor. Spenny ve ben çantamızı almak için otobüse yöneliyoruz. Fazlasıyla kolay oluyor ve çanta eksiksiz bize teslim ediliyor yani sistem çalışıyor. 🙂 Dönüşte sertifika için yine bakıyorum ama mümkün değil. Kızlarla geri yürüyoruz, onlar Tünel’de ayrılıyor. Biz Karaköy Unter’de  çırpılmış yumurta ve somon siparis ediyoruz ama bana önce bir sıcak çay 🙂 .Geçen sene buralara kadar yürümek ve ertesi günü bacaklarımız için ne zor olmuştu, bu sene öyle hissetmiyoruz, kahvaltıdan sonra eve kadar yürüyoruz. Yaklaşık bir 5km de öyle yazılıyor haneye :).

Parkur fazla yokuşu olmayan çok güzel bir parkur, Starbucks’da koşu sonrası oturan bir turistin de dediği gibi “İstanbul’u görmenin en havalı yolu”. Bana göre seneye 15km kaldırılıp, 21 km eklense çok daha iyi olur.

34. Avrasya Maratonu’nda 15 km yi 1:52:33’de bitiren birisi olarak, bu sene 1:22:43’te bitirmenin ve kendime 30 dk fark atmanın hazzı inanılmaz. İlk 4 kilometrede kaybettiğim zamanlar olmasa daha da iyi bitirebileceğimi bilmek de, içime su serpiyor. İlk 5 kmyi 0:29:41, 10. km yi 0:56:51 de geçmişim. Bu sonuçlarla 713 Türk kadın koşucu arasından 75., 1386 kadın koşucu arasında genel sıralamada 191. oluyorum.  Spenny ise müthiş bir performans gösteriyor  1:04:23 ile 3665 erkek katılımcı arasından 160. oluyor. Bu sonuçlar daha iyisini koşana kadar bizim en iyimiz oluyor, bakalım daha iyilerini yapabilecek miyiz?

 Önemli not: Bu arada Maratonda  

TEGV’e yararına,

Van’daki eğitim biriminin 5 yıllık giderlerinin karşılanması için koştuğum bağış kampanyası hala devam ediyor. Az da olsa çorbada tuzum olsun deyin, detaylar aşağıda:

HAVALE VE EFT İÇİN TEGV  BANKA HESAP NUMARALARI

BANKA ADI 

        :YAPI KREDİ  BANKASI (TL) ( 0067 )

ALICI ADI             :

TÜRKİYE EĞİTİM GÖNÜLLÜLERİ VAKFI

ŞUBE                     

:BEYOĞLU ÖZEL BANKACILIK MERKEZİ (410)

HESAP NO

           :

1000000

IBAN

                : 

TR74 0006 7010 0000 0001 0000 00

,  SWIFT KOD: 

YAPITRIS

BANKA ADI         :

YAPI KREDİ  BANKASI(USD) ( 0067 )

ALICI ADI             :

TÜRKİYE EĞİTİM GÖNÜLLÜLERİ VAKFI

ŞUBE                     :

BEYOĞLU ÖZEL BANKACILIK MERKEZİ (410)

HESAP NO           :

3112276

 IBAN

                     : 

TR63 0006 7010 0000 0003 1122 76

, SWIFT KOD: 

YAPITRIS

BANKA ADI

         :YAPI KREDİ  BANKASI  (EURO) (0067)

ALICI ADI             

:TÜRKİYE EĞİTİM GÖNÜLLÜLERİ VAKFI

ŞUBE 

                    :BEYOĞLU ÖZEL BANKACILIK MERKEZİ (410)

HESAP NO

           :

23175028

IBAN

                      : 

TR28 0006 7010 0000 0023 1750 28 

, SWIFT KOD: 

YAPITRIS

EFT için Açıklama          : 

AA/Burcu Olgun/KENDİ ADINIZ

Be First to Comment

  1. Adsız Adsız

    İkinizi de Tebrik ederim. Benim sponsorlarım sağolsunlar beni 42 km yazmışlar 🙂 28 km kadar gidip ayaklarımın şişmesiyle bıraktım. Unkapanından sonrası yürümekle geçti. Hiç yarı maraton bile koşmamış ben için anladım ki 42 km için çok ekmek yemek lazım.21 km bu halimle 2.33 dk da geçtim.Köprüden dolmabahçeye kadar önümde koşan yabancı iki turiste ayak uydurarak koştum.15 km de bırakıp madalya alırım dedim ama 15 km deki hakem beni 42 km yönlendirince en azından yarı maratonu tamamlayayım istedim. Ayaklarım 15 km den sonra error verdi.21 km kadar ve sonrası 42 km kadar en azından yürüyerek tamamlayayım diye yürümeye kadar verdim.Ayağıma giren kramplar ve şişen bileğim 28 km de yarışı bırakan sporcular otobüsüne yönlendirdi beni. Otobüs finişe getirip müsabakayı tamamlamamızı sağladı.

  2. Adsız Adsız

    bütün hedeflerini teker teker gerçekleştirdiğini burdan seninle beraber görmek çok güzel 🙂 çok başarılı buluyorum ama senden daha çoook tarif bekliyorum ve tavsiye konuları 😛 biliyorum çok bencilim ama çok alıştım ne yapayım 🙂
    yeni hedeflerini de bizimle paylaş gerçi çoğu gerçekleşti gibi ama bir sporcu ruhun hedefi bitmez diye düşünüyorum 🙂 🙂 sevgiler,

  3. Burcu Olgun Burcu Olgun

    Adsız1: Çok teşekkürler 🙂 Maraton o kadar farklı bir şey ki, nasıl hiç yarı maraton bile koşmadan buna cesaret edebildiniz inanılmaz 🙂 Hem kafanın, hem vücudun hazır olması gerekiyor, yine 28 e kadar gelmişsiniz, umarım sağlığınız açısından bir sorun olmamıştır? Tek tesellim iyi ki ultra falan yoktu burda yoksa sponsorlarınız sizi ona da yazdırabilirlerdi 🙂 Geçmiş olsun, sevgiler 🙂

    Adsız2: Çok teşekkürler, hedefler bitmez, her zaman daha iyisine yer var 🙂 Bencil değilsin, ben de kosular falan derken burayı ozellikle tarifler konusunda biraz boşladım, hala yazdan paylaşamadım tarifler bekliyor 🙁 Bu pazartesiden itibaren, her gün post ve özellikle tarifleri burada bulacaksın, söz 🙂 Sevgiler

Leave a Reply

Your email address will not be published.